Kadın günde 24 bin erkek 12 bin kelime kullanıyor

Çorum Armoni Eğitim Ve Yardımlaşma Derneği (ARMONİ) bünyesinde Hitit Üniversitesi kız öğrencilerine yönelik kurulan ‘Sev Genç Gençlik Platformu‘ ilk programını düzenledi. Kültür Sitesi’nde gerçekleştirilen ‘Oryantasyon‘ isimli seminere Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü’nün eşi Hatice Külcü, Belediye Meclis Üyesi Bedriye Çayın vatandaşlar ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Seminere konuşmacı olarak rehberlik ve psikolojik danışmanlık uzmanı Taner Sural katıldı. Sural, üniversite öğrencilerinin yaptıkları arkadaşlıklara dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Bazı yakın dostların öğrencilerde anne, baba yerinde olduğunu belirten Taner Sural, “Kızlar genellikle erkeklerden çok daha fazla konuşuyor. Tabi bu konuşmalar önemli, konuşsunlar. Kadınlar daha anne karnındayken çene yapıları erkeğe göre daha fazla güçleniyor. Kadın günde 24 bin kelime kullanırken erkek 12 bin kelime kullanıyor. Konuşan insandan korkmayın asıl konuşmayanlardan korkmak lazım.” dedi.

Sural, kadınların çok hassas olduğunu, kalplerinin çok çabuk kırıldığını, tamirinin de çok zor olduğunu kaydetti. Öğrencilere çok okumalarını tavsiye eden Taner Sural ”Büyük alimler evliyalar çok okuyan insanlardır. Bunun en büyük örneklerinden biri Mevlana’dır.” diye konuştu.

Sev Genç Gençlik Platformu Koordinatörü Pınar Deniz de kurulma amaçlarının üniversite gençliğine yönelik olduğunu belirtti. Deniz, öğrencilerin sosyal hayat ile bağlarını daha ileri seviyelere çıkarmaya çalışacaklarını aktardı. Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü’nün eşi Hatice Külcü de öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Son olarak konuşan Çorum Armoni Eğitim Ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Huriye Çoban, dernek olarak kuruluş amaçlarından birinin de gençlere maddi manevi yardımcı olmak olduğunu kaydetti.

‘İyi geceler öpücüğü’ tarih oldu

Ağır yaşam koşulları romantizmi olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. İngiltere’de bir otel zinciri tarafından yapılan araştırmaya katılan çiftlerin yüzde 90’ı partnerlerine “seni seviyorum” demediğini ve onlara sırtlarını dönerek uyuduklarını itiraf etti. 2000 çiftin katıldığı araştırmanın sonuçlarını değerlendiren uzmanlar uyuyan kişilerin vücut dillerinden ne hissettiklerinin anlaşıldığını belirtti.

İngiliz Daily Mail gazetesine konuşan psikolog Corrine Sweet şunları söyledi: “Çiftler ilk günkü tutkularını zamanla kaybedebilir. Bu durumda kaliteli bir uykuya odaklanırlar ve birbirilerine sırtlarını dönerler.

Vücut dilinde bu şekilde uyumak masumiyeti ve güveni temsil eder.

2000 çiftin sadece yüzde 1’inin kadının erkeğin göğsünde rüyaya daldığı “romantik film sahnesi pozisyonu“nu alarak uyuduğunu söylediği belirtildi.

Kadınlar neden çok konuşur

Kadın ve erkeğin belkide varoluşundan beri erkekler hep kadınların çok konuşmasından şikayet ederler. Onlara göre kadınlar sürekli konuşan varlıklardır. Ama bu suçlama biz kadınlara göre tamamen haksızdır.

Kadınlar detaycıdır. İnce detaylara takılır erkekler için önemli olmayan konular kadınları derinden etkileyebilir. Tabi doğal olarak bu durum karşısında kadınlar içgüdüsel olarak konuşmaya ve şikayet etmeye başlarlar.

Bu durumu tıbbi olarak şöyle açıklamak daha mantıkladır aslında. Normalde beynin sol tarafı değişik yoğunluklarla da olsa konuşma yeteneğini aktif hâle getirir. Erkeklerde bu durum çok barizdir. Kadınların beyinlerinin sol ön tarafında ise ayrıca özel bir bölge vardır ki bunun sayesinde konuşma fonksiyonu daha da etkinleşir. Beyinlerinin sol tarafına göre daha küçük de olsa sağ taraflarında da konuşma fonksiyonunu sağlayan ilave bir merkez daha bulunmaktadır. Beynin her iki tarafında da belirli bir bölge içinde yoğunlaşmış fonksiyonel bir merkezin bulunması kadınların daha kolay ve rahat konuşmalarını sağlamaktadır.

Bir erkeğin gözünden: Biten bir ilişkiden sonra ne yapmalı

Sağlıklı bir ilişki için biten ilişkinin ardından bir otopsi süreci tanınmalı ve yaşanılan ayrılığın ve süresi ne olursa olsun yaşanılan ilişkinin taziyesinin tutulması gerekir.Biten ilişkinin süresi onun taziyesinin süresini göstermez. Önemli olan ne kadar çıktığın değil, ne kadar paylaşımlar ve etkilenmeler olduğudur. Yani 1 yıllık bir ilişkinin şiddet, aldatma, istismarlarla dolu geçmesi ile 3 yıl gül gibi geçinip sonra ayrılan bir çiftin sürelerini kıyaslamak doğru olmaz. Yani sürenin uzunluğu değil, ilişkinin bitiş şekli ve süreçte yaşananlara göre taziye belirlenmelidir.

Taziye dediğimiz, otopsili olmalıdır. Yani kuru kuru üzülme ve ağlama ile geçmemeli, biten ilişkinin süreci ve sonucu incelenmeli, ilişki sürdürme, problem çözme yöntemlerinizi sorgulamalısınız.

Mesela; bu ilişkide nerede hata yaptım, nasıl bir tarzım var, tarzımın kazandırdıkları ve kaybettirdikleri neler, biten ilişkide hatalarım var mı, elimden geleni yaptım mı, neleri sonradan fark ettim, neleri görmezden geldim vb. gibi sorgulamalar otopsinin içeriğidir.

Otopsisi yapılmayan her ilişki patinaja mahkumdur. Yani biten ilişkinin otopsisini yapmazsanız, aynı bitişleri, aynı tercihleri aynı süreçleri farklı kişiler ile tekrarlarsınız. Yani senaryonuz değişmez sadece aktör/aktristler değişir. Başka biriyle denemek, size fayda sağlamaz. Aynı yöntemlerle farklı sonuç alacağını ummanın delilik olduğunu söyleyen Einstein’in sözü bunu özetler. Aynı sonuçları almak ise ilişkiye ve karşı cinse olan güveninizi azaltır, inançsızlaşırsınız.

Sağlıklı ilişki için kişinin enerjik olması, bir ilişkinin yükünü taşıyacak güce ulaşması lazım. Karşıdakinin nazını çekememek, fedakarlık yapamamak, mutluluk veren birine üzüntü yansıtmak sizin taziyenizin bitmediğini gösterir.

Kalbinizin ve zihninizin nadasa ihtiyacı vardır. Eski yaşantıların boşalması ve aşılması için bir süreç lazımdır.

Bir tarlada bir yıl fasulye ekip bir sonraki yıl soğan ekmek için bile 1 yıl nadas yapılır. Neden? Çünkü soğan ile fasulye birbirine karışmasın diye. Bir ilişkinin de bitmesinden sonra zaman vermezseniz eskisi ile yenisi birbirine girer. Hatta gititğiniz kafeye bile kimle gittiğinizi karıştırabilirsiniz.

Ben artık hiç bir şey için çabalamayacağım, yoruldum, hayatıma girecek kişi herşeyi yapsın, kimseye güvenmeyeceğim” gibi cümleler biten ilişki sahibi kişilerin söylemleri ve depresif ve yorgun ruh hali göstergesidir. Böyle bir ruh haline sahip olan birinin ilişkiye eleştiri, suçlama ve mutsuzluktan başka katacağı bir katkı yoktur. Böyle birinin güvenini kazanmak da zordur. Genelde yeni ayrılan birinin güvenini kazanmak zor olduğu için, ilişki başlamadan bitebilir ya da güvensizlikten dolayı ilişki bir türlü oturmaz.

Fakat genel ilişkileri incelediğimizde, ayrılık acısı yaşamak istemeyen ya da acıya dayanamayanlar kısa süre içinde yeni ilişkiye atılmak isterler. Buna sosyolojik olarak da “çivi çiviyi söker” denir J. (Oysa fiziksel olarak da iyi çakılmış bir çiviyi başka bir çiviyle çıkaramazsınız.)

Biten ilişkinin duygusal acısına ve sonuçlarına (yalnızlık, acı, duygusuzluk, cinsellik yoksunluğu vs.) katlanamayan kişi, farklı bir bedende teselli arar. Aslında yeni beden bir pansumandır. Yani eski yarayı iyileştirmek için vardır. İyileştirir mi iyi hissettirir mi diye sorarsanız; iyi hissettirir. Yara iyileştikten sonra ilişkinin devamı ise genelde bitiş bazen tesadüfi uyum olabilir.

Ne kimseye pansuman olun ne de kimsenin yara bandı olun.

Biten ilişkiden sonra ısrarla taziyenin uzaması da ayrı bir konudur. Kabullenmemek, duygusuz kalmak yerine onun hayaliyle avunmak, yalnızlık ve umutsuzluktan dolayı yüzleşmekten kaçmak gibi algılar taziyeyi uzatır.

Biten ilişkiden sonra çeşitli hayaller vardır. Geleceğini beklemek, ayağına kapanmak, özür dileyeceğini sanmak, sokakta karşılaşırsa sarılacak vs. gibi düşüncelere ilişki terapisinde ilişki sonrası” fantazi” deriz. Bir ilişki ciddi derecede bitiyorsa genelde bu fantazilerin hiç biri olmaz. Ama kabullenmek istemeyiz. Ya da bu hayal bizi mutlu eder, egomuzu ise güçlü kılar.

Buna rağmen illaki biten ilişkiden sonra ilişki yaşamak isterseniz,size yol haritası.

1. Yeni tanıştığınız kişiye açık olun. Geçirdiğiniz süreci ona olduğu gibi anlatın.

2. Ona, ilişkinin yeni bittiğini ve bir ilişki için emek verecek bir güce sahip olmadığınızı söyleyin.

3. Ona taziye döneminde ve otopsi sürecinde olduğunu söyleyin.

4. Şu aşamada ilişki olsa bile mutluluk yerine olumsuzlukları bulaştıracağını ve kötü bir başlangıçla başlanacağını belirtin.(söylerken de düşünün)

5. Sizin hayatınıza girmek ya da almak istediğiniz kişiyi kaybetme korkunuzun olması lükstür. Kaybetmekten korkmayın. Sizin açık yürekliliğiniz cesaret değil, dürüstlük ve sağlıklı olandır.

6. Herşeye rağmen sizinle sevgili olmak istiyorsa ve sizde boş değilseniz (beğenmek, ihtiyaç duymak vs.) ilk aşamada sadece birbirinizi tanımak için iletişim kurun.

7. Doğru okudunuz iletişim olsun ilişki olmasın.

8.1 taşla 2 kuş vurun (hayvan hakları savunucuları pek kızar bu cümleye). Yani hem taziyeyi tutup kendinizi ve eski ilişkinizi tanıyıp analiz ederken, bir yandan da yeni kişiyi tanırsınız.

9. Yeni kişi ile duygusal ve cinsel iletişimden kaçının .O sizi kaybetmemek ve ilişki sorumluğunu size yüklemek için süratle ilişkiye çekmek istese de kontrol sizde olmalı.

Sonuç olarak belli bir süreç tanımadan yeni bir ilişki, ilişki değil çelişkidir. Ama ısrarcı olmak ve çivi yöntemini kullanmak isteyenler için yukarıda yöntem sundum.

Sağlıklı ilişki: emek, doğru zaman ve doğru yöntemle mümkündür. Doğru kişiyi bulmasanız bile her şey doğru ise doğru insan bulunur. Ama her şey yanlış ise doğru kişiyi bulsanız bile yürütemezsiniz. Yanlış insan sanıp yenisini ararsınız.

Doğru yolda doğru seçimler dileğiyle.

Serhat YABANCIEvlilik-İlişki Terapisti

Kıskançlığınızı kontrol etmenin yolları

Darwin’e göre, rekabeti önlemek ve çocuklarımızı korumak vücudun çabasıydı. Psikologlar bunu genellikle deliliğin yakın kuzeni diye adlandırıyor. Kökeni ne olursa olsun, romantik kıskançlık genellikle gerçek temellere dayanmaz ve bizi tamamen kaybetmişiz gibi hissetmemize sebep olur. Eğlenceli değil. Muhakeme yeteneğimiz olması sevindirici.

Pozitif düşüncenin gücü: Bir kıskançlık krizini kontrol edemeyebilirsiniz, ama biraz da yoğunlaşma ile düşüncelerinizi daha mutlu bir yere götürebilirsiniz. Psikolog Ayala Pines, Romantic Jealousy’nin yazarı, eski mutlu zamanlara konsantre olmayı öneriyor “Sevgilinizin en son yaptığı güzel şey ya da kendinizi harika hissetmenize sebep olan güzel bir şey” gibi. Kalıcı bir çözüm değil ama elinizdeki kadehin içindekini diğer kadının suratına fırlatmamanıza yarayabilir.

İkinci bir fikir sorun: Kıskançlık krizinizi sevgilinizin gözleri önüne sermeden önce mutlaka ikinci bir fikir edinin; bu en yakın arkadaşınız olabilir. Sizin göremediğiniz ayrıntıları fark eder ve tarafsız davranmanıza yardımcı olur.Kendi kıskançlık ucubenizi sahiplenin: Kıskanç bir insan değilmişsiniz gibi davranmaktan vazgeçin çünkü kabarıp kabarıp daha yıkıcı bir patlama ile bitmesi muhtemeldir. Bunun yerine kıskançlığınızı tetikleyen insan/durumla ilgili sorular sormaya başlayın. Neye benziyor, ondan etkilendi mi, ne hakkında konuştular? Zamanla, bu soruları suçlayıcı bir tavırla değil, doğal bir tavırla soracak kıvama geleceksiniz. Bebek adımları…

Rakibinizi tanıyın: Partnerimizin bir başkası ile birlikte kaçtığını düşündüğümüzde, bize tercih edilenin Tanrının yarattığı en mükemmel canlılardan biri olduğunu düşünmemiz komik. Halbuki bu kuruntulardan kurtulmanın çok basit bir yolu var: diğer insanla tanışın. Tabi eğer karşılaşacağınız insan gerçekten çekici ve seksi ise defolarını bulmak için hevesli olacaksınızdır. Bu arada, Pines, ilişkilerdeki en sık kıskançlıkların iş/ofis bağlantılı ilişkilerden kaynaklandığını belirtiyor.

Kusurlarını bulun: En öğretici tavsiyelerden birisi olmasa da kıskançlık atağını bastırmak için sebep olan insanı sessizce ve özel olarak incelemekten geçiyor. Bir açığını bulanan kadar! Bulduktan sonra bunu kullanmak değil elbette, her şey kendi içinizi rahatlatmak için…

Bir hayat edinin: Partnerinizden ayrılana kadar ne kadar az hobiniz ve arkadaşınız kaldığını fark etmezsiniz. Ama bunu görebildiğiniz an da ayrılık, psikolojik sağlığınız için daha tehdit edici bir hal olacaktır. Oysa tekrar sosyalleşerek, yeni insanlar tanıyarak ve zamanınızı keyifli geçirerek kıskançlık nöbetlerinden kendinizi uzaklaştırabilirsiniz.

Çocukluk bagajını boşaltın: Babanız çok mu çapkındı? Anneniz hep resmin dışında mıydı? Pinbes’a göre bu sürekli tehlikeli insanlarla çıkmayı tercih etmenizin sebebi olabilir: “Ebeveynlerinin ilişkisine dair kendisini güvende hissetmeyen ya da gençken birbirlerini aldatmalarına şahit olan birisinin kıskançlığa eğilimi daha çok olabilir. Yani kıskançlığı tetikleyen konular üzerinde kontrol sahibi olmak için çocukluk sorunlarının farkında olunmalıdır.

Kim aldatmaya daha meyilli

Çek Cumhuriyeti Charles Üniversitesi’nden uzmanlar, hangi cinsin ne gerekçeyle aldattığını ortaya çıkardı. Kişinin aldatmaya eğilimi ebeveynlerinin arasındaki ilişkiden etkileniyor.

86 çifti inceleyen Dr. Jan Havlícek, babası annesini aldatan erkeklerin sadakat yeminini daha çabuk bozduğunu gözlemledi. Kadınlar ise annelerinin babalarını aldatmasından pek etkilenmiyor. Yapılan başka bir araştırma ise erkeklerin ve kadınların genellikle aynı sebeplerle eşlerini aldattığını ancak bu ilişkiye farklı açılardan yaklaştıklarını gösteriyor. Erkekler cinsel arayışla yeni ilişkiye yelken açarken kadınlar duygusal açıdan yaklaşıyor. Bu arada ankete katılan erkeklerin V’sı aldatmadan dolayı pişman olduklarını ve eşlerini hala çok sevdiklerini de belirtti.

Çiftler için romantizmin sırrı

İngiltere’nin Londra kentinde bulunan Goldsmiths Üniversitesi’nde kadın-erkek ilişkileri üzerine yapılan araştırmada çiftlerin romantik anlarını paylaşacağı özel bir geceye hazırlanırken en çok fonda çalacak müziğe önem verdikleri ortaya çıktı. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre dinledikleri müzik çiftleri seksten önce birbirlerine dokunmaktan daha çok etkiliyor.

Çalışmayı yürüten ekibin lideri Dr. Müllensiefen konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Bu araştırmada yatak odalarında dokunma ve koku alma gibi duyulardan etkilenen çiftlerin müzik dinlemekten de en az diğerleri kadar hoşlandığı ortaya çıktı.

Araştırmaya katılan çiftlerin en çok etkilendikleri şarkıların ise başrollerinde Patrick Swayze ile Jennifer Grey’in yer aldığı 1987 yapımı “Dirty Dancing” filminin soundtrack albümünde yer alanlar olduğu açıklandı.

Çiftler tatilde neden kavga ediyor

İngiltere’de seyahat sitesi ‘LateDeals’ın yaptığı ankete göre, çiftlerin yüzde 79’u tatilde en az iki büyük tartışma yaşıyor. Kavga nedenlerinin başındaysa, erkeğin başka kadınlara bakması yer alıyor.

İşte en büyük 10 kavga nedeni:

1- Erkeğin başka kadına bakması

2- Kadının dinlenmek, erkeğin hareket istemesi

3- Yemek yenilecek yer ve yenilecekler

4- Çok fazla alkol tüketimi

5- Harita okumak gibi yolla ilgili sorunlar

6- Bavullar

7- Kadının hazırlanmasının uzun sürmesi

8- Çok fazla para harcamak

9- Havaalanına yetişmek için koşuşturmak

10- Tatile çıkarken alınacak para